Hypatia'nın Araştırmacı Ruhu

Araştırmacı bir insanın yazıları

Opera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Opera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2011 Pazartesi

Kötülüğün Döngüsü (The Turn of the Screw)

İngiliz opera bestecisi Benjamin Britten tarafından bestelenmiş prolog ve iki perdelik oda operasından oluşan "Kötülüğün Döngüsü" isimli eseri bu sezondaki, son gösterim tarihi olan, cumartesi günü izleme fırsatım oldu.Suat Arıkan'ın da söylediği gibi"Söylenmesi,çalınması ve dinlenmesi zor , alışkanlıklarımızı zorlayan" bir eser.Daha önce gittiğim operalardan oldukça farklı bir yapısı olan eser sadece ülkemizde değil tüm dünya da büyük yaralar açan "Çocuk İstismarı" na dikkat çekmek için sahneye konmuş.

Eserin olay örgüsü Henry James'in 13 Ekim 1898 tarihinde yayınlanan aynı adlı kısa romanından uyarlanmış.İlk gösterimi 14 Eylül 1954'te yapılan eserin ana teması: Bir mürebbiye ile Quint ve Miss Jessel adlı bir çift şeytani ruh arasında geçen çatışma üzerinedir.Bly evinin eski uşağı Quint ve eski mürebbiye Jessel, Miles ve Flora isimli çocuklar üzerinde kötü etki bırakırlar.Quint ve Jessel öldükten sonra ruhları yeniden eve geri döner ve çocukların ruhlarına sahip olmaya çalışır.Yeni mürebbiye ise onların bu çabalarına karşı titiz bir şekilde direnir.Çocukların arada kaldığı, mürebbiye ile Quint ve Jessel'in arasındaki savaş sadece iyi(mürebbiye) kötünün(hayaletler) bir çatışmasından ibaret değildir.Miles ve Flora her zaman göründükleri gibi masum olmadıkları gibi, Quint ve Jessel hayatta iken çocukların kişilikleri onların davranışlarından oldukça kötü bir şekilde etkilenmiştir.Hayaletlerin eve geri dönmesiyle birlikte çocuklarda yoldan çıkma belirtileri gözlemlenir.Çocuklar gizlice ve sürekli hayaletler ile irtibata geçmeye başlarlar.İroniktir ki burada "tecrübeli" olan Miles ve Flora , "Masum" olan mürebbiyedir.Oyun ilerledikçe mürebbiye "tecrübe" kazanmaya başlar ve içinde bulunduğu durumu daha iyi kavrar.Bunu şu sözlerinden de daha iyi anlayabiliriz;

Mürebbiye
-Kendi labirentimde kayboldum,
Gerçeği göremiyorum
Sadece kötülüğün üzerime ittiği sisli duvarlarla sarıldım.
Kendi labirentimde kayboldum
Gerçeği göremiyorum
Masumiyet beni çökerttin
Hangi yöne dönmeliyim
Kötülük hakkında hiçbir şey bilmiyorum,ama korkuyorum
Onu hissediyorum, daha kötü hayal ediyorum.



Etkileyici bulduğum sahnelerden birinin başka bir temsilinden video;





İstanbul Devlet Opera ve Balesindeki Temsilinden Görüntüler






Bilgiler DOB'nin hazırlamış olduğu kitapçıktan derlenmiştir.



27 Ekim 2011 Perşembe

Aşk İksiri

Orjinali İtalyanca olan ünlü opera eseri "Aşk İksiri" (L'elisir d'amore) geçen hafta cumartesi günü Süreyya Operasında prömiyerini yaptı.Oldukça eğlenceli yeşilçam tadında bir eser olan Aşk İksiri benim ve kardeşim içinde bir macera oldu :D Normalde İstanbul'a bu tarz etkinlikler için gittiğimden gündüz 16:00'a bilet almaya çalışırım.Fakat çok görmek istediğim bu operanın 16:00 da gösterimi yoktu mecbur akşam 20:00 gösterimine bilet aldım bir ay öncesinden:D Fakat İstanbuldan İzmit'e en son otobüsün 23:00da olduğunu bilmiyordum bunu opera günü öğrendim.Neyse dedim zaten 2 perde çok rahat yetişiriz.Fakat olmadı(yaklaşık yarım saatlik bir ara nedeniyle) :D opera 22:40da bitti :D Operadan kaçar gibi koşarak bizim gibi çıkan olmamıştır herhalde :D Daha sonra Haremden 23:00da kalkacak olan otobüse yetişme ihtimalimiz ancak taksi ile olabilirdi.Caddede koşturarak taksi durdurmamız ise ayrı bir komediydi...Fakat sonuçta gittik gezdik operamızı izledik ve otobüse yetiştik :D Bizim için farklı bir deneyim oldu..


Aşk İksirine dönecek olursak ; Kahramanlarımızdan biri olan meteliksiz Nemorino varlıklı bir kız olan Adina'ya aşıktır.Fakat cesareti olmadığı için bir türlü sevgisini dile getirememektedir.Adina ise aşka inanmayan uçarı bir kızdır.Bir gün Adina kendi işçilerine ve davetlilerine okuduğu "Tristan ve İsolde"  isimli öykünün etkisi ile tıpkı öyküdeki gibi bir iksir sayesinde Adina'nın kendisine seveceğine inanır.Bunları düşünürkende yaşadıkları  yere Delcore isimli şarlatan bir hekim gelir.Şarlatan sözde bütün hastalıkları tedavi eden ilaçlara sahiptir...tabi bu ilaçlardan biride umutsuz aşklar için "Aşk İksiri" dir.


Daha sonrasında gelişen olayları da izleyip görmenizi tavsiye ediyorum.Müzikler özellikle bitimine yakın söylenen arya beni oldukça etkiledi.Sahne tasarımı ve ışıklandırma çok güzeldi.Keşke acelem olmasaydı da emeği geçenleri hakkıyla alkışlayabilseydim.Sizlerle Adina ve Nemorino'nun diyaloglarından birini paylaşmak istiyorum.

-Nemorino:Ah Adina! Ah Adina! Neden asla?

-Adina: Güzel Soru! Sor rüzgara gönül okşarcasına neden estiğini kararsızca, ya bir zambakta ya bir gülde , ve ya bir çayırda , ya da derede ; değişkenlik ve vefasızlığın  doğada varolduğunu sana söyleyecektir.

-Nemorino: O halde ne yapmalıyım?

-Adina:Bana olan aşkından vazgeç, uzaklaş benden.

-Nemorino:Sevgili Adina...yapamam!

-Adina:Yapamaz mısın? Neden?

-Nemorino:Neden?

Sor nehire , neden tek bir işareti ile bir sıçrayışta inleyerek denize koşar , eğer onu davet ederse.Ve denizin sonsuzluğunda ölmeye gider.Bilinmeyen bir güçle sürüklenişini anlatacaktır sana...

-Adina: Yani ne istiyorsun?

-Nemorino:Onun gibi ölmek ama senin izinde ölmek...




Cümleler oldukça etkileyici olduğu gibi performanslarda oldukça iyiydi.Biz kardeşimle operadan da sonrasında yaşadığımız maceradan da oldukça keyif aldık...Yazıma son verirken sizleri beğendiğim aryanın Luciana Pavarotti versiyonu ile baş başa bırakıyorum...Keyifli dinlemeler ve bol sanatlı günler diliyorum :)