Hypatia'nın Araştırmacı Ruhu

Araştırmacı bir insanın yazıları

Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2012 Pazar

Kısa Bir Merhaba ve 23 Nisan



Merhaba herkese; Uzun bir aradan sonra sizlerleyim...bir dönem internetim kesik olduğu için ilgilenemedim blogumla...internetim geldikten sonrada 23 Nisan çalışmaları-ales ve kpds derken vakit bulamadım...ama öyle çok özlemişim ki yazı yazmayı anlatamam.Bugün kısa bir selam verip kaçacağım...

Çok güzel bir 23 Nisan geçirdik öğrencilerimle Alfven'in Swedish Rhapsody'i eşliğinde güzel bir dans yaptı pıtırcıklarım...Bazı öğretmen arkadaşlarım çok Avrupai tarzda olduğunu söyleyip eleştirseler de yüzümü kara çıkarmadı öğrencilerim  :)









Yakın zamanda tekrar görüşmek üzere... bu güzel bahar mevsiminde musmutlu günler diliyorum :)

Not:Dinlemediyseniz bu rapsodiyi oldukça keyif vericidir tavsiye edilir...Kendisini güzel bir tebessüm ile dinlettirir...

25 Aralık 2011 Pazar

Doğanın Büyüsü

Şimdi sıcacık kahvem ile birlikte tatlı bir yorgunluk haliyle sizlere bu satırları yazıyorum.Bugün doğanın güzelliğini bir kez daha keşfettim.Bembeyaz karlara bürünmüş bir doğa, insanı bambaşka duygular içerisine sokuyor.Etrafınızdaki güzelliğe sanki ilk defa görmüşçesine bir çocuk masumluğu ile bakıyorsunuz.Bu da insanın içine tarif edilemez bir huzur veriyor.Doğanın sessizliğini dinlemek,insan elinin değmediği ormanlık arazide yürümek,yürürken karın içine düşmek,karda piknik yapmak inanın çok zevkli.Pekmezli kar ile enerji depolamak,yürüdüğünüz kişilerle bir şeyleri paylaşmak insanın yüzünü gülümseten,yaşadığını gösteren şeyler.Tabi şakalaşmalarda adeta yemeklerdeki tuz kadar gerekli ve lezzet veren unsurlar.Ayrıca birbirinden uzakta inşa edilmiş ahşap evlerin şipşirin görüntüleri zihnimden gitmiyor.Öyle bir yerde birkaç gün huzur içerisinde kalıp manzaranın önünde elimde ruhumu ve içimi ısıtan sıcak bir içeceğim ile,belkide kömür sobasının üstüne koyduğum bir kaç kestanenin kokusunun verdiği keyifle kitap okumak isterdim.Doğanın saf beyaz yüzünü zihnime iyice kaydedinceye kadar orada kalıp,tam bir ruh dinginliği ile evime geri dönmek isterdim.Ama ne yazık ki hayatta her istediğimiz gerçekleşmiyor.Bu yüzden şimdilik bu isteği ancak tatlı düşlerimde elde edebilirim.Çünkü düşlerimde özgür biriyim ben....

Güzel günümden kareler...









Alıp Başını Gitmek Varya


Alıp başını gitmek var ya buralardan
Bütün kirlenmişlikleri ardında bırakarak
Kaçmak 
Ya bir dağ başı olmalı gittiğin yer
Ya da deniz kenarı
Ama ıssız 
Ve
Sessiz
Sakin olmalı
Kuş sesleri ve ağustos böceklerinin
Arkadaşlığı kafi
Her şey bakir olmalı
Öylede kalmalı...

Ferhan Erdoğan





23 Kasım 2011 Çarşamba

Gerçek Öğretmenlik

Anasınıfında birçoğumuz öğretmeninin "Büyüyünce ne olmayı düşünüyorsun?" sorusu ile karşı karşıya kalmıştır.Anasınıfında olmasa bile eminim ilköğretim yıllarında hemen hemen her sene sorulmuştur bu soru.Genelde kız öğrencilerin ilk cevapları öğretmenlerinden de etkilenerek "öğretmen"  olan cevapları erkekler için o zamanki gündemde hangi meslekse, ailesinin asimilesi ile "doktor,mühendis" vb. olduğuna eminim.Benimde ilk yanıtım tabi ki öğretmenlikti hatta okulöncesi öğretmenliğiydi.Her ne kadar ailenin düşünceleri , öğretmenlerin popüler gördüğü mesleklerle bu sorunun cevabı her sene değişse de ben neticede bir okulöncesi öğretmeni oldum.

Çevremde insanlar hep hayatlarının dönüm noktasında onları destekleyen iyi bir öğretmeninden bahseder.Bu yüzden bana yakın olan, beni gerçekten olduğum gibi seven bir öğretmenim olmasını istemiştim.Ama sanırım bu düşüncem benim için hep bir ütopya olarak kaldı.

Öğretmenlerimden bir sürü şey öğrendim.İlk dayağımı anasınıfı öğretmenimden yemiştim.Arkadaşımı şikayet ettim diye tokat atmıştı öğretmenim bana.Çok küçük bir sebepti küçüklüğüme verip hiç vurmayabilirdi.Ben de öğrencilerimden hergün yüzlerce şikayet alıyorum.Ben anasınıfı öğretmenimden dayak atmamam gerektiğini öğrendim.İlkokulda çok içine kapanıktım öğretmenin ödev olarak verdiği konuyu çalışır giderdim fakat cesaretim olmadığı için çıkıp anlatmazdım.Öğretmenimin sıra dayağı çektiği öğrencilerinden olurdum hep.Ben İlkokul öğretmenimden cesareti olmayan öğrencilere de söz hakkı tanımam gerektiğini öğrendim.Lise de fizik sınavının ortasında arkadaşım sayfama bakmaya çalışıyor ben izin vermiyordum.Öğretmenim beni dinlemeden yargıya vardı ve sınavın ortasında en sertinden bir tokat yapıştırdı.Ben fizik öğretmenimden öğrencilerimi yargılamadan önce dinlemem gerektiğini öğrendim.Lise ikinci sınıfta biyoloji öğretmenim sayısalı değilde eşit ağırlığı seçtiğim için hayal kırıklığına uğradığını söyledi.Ben biyoloji öğretmenimden öğrencilerimin tercihlerine saygı göstermeyi öğrendim.Matematik öğretmenim okulöncesi öğretmenliğini seçtiğim için beni küçümsedi.Ben matematik öğretmenimden her neyi seçerse seçsin öğrencimle gurur duymam gerektiğini öğrendim.Üniversitede bölüm başkanı olan hocamız sınıf birincisine bambaşka davranırdı.Ondan da bütün öğrencilerime eşit davranmam gerektiğini öğrendim.

Gördüğünüz üzere gerçekten beni anlayan bir öğretmenim olmadı.En sonunda ben böyle olmayacağım diye kendi kendime söz verdim.Ben öğrencilerime hem arkadaş, hem de gerçek bir öğretmen olmayı hedefliyorum.Umarım ben gerçekten öğrencilerimi anlayan , onların kişisel gelişimlerine katkı sağlayan unutamayacakları bir öğretmen olurum.Umarım hep kızgınlıkla hatırlanan değil gülümseyerek tatlı bir hatıra olarak anlatılan bir öğretmen olurum.Tüm meslektaşlarımın ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN!

Not:Resim öğrencimin gözünden ben :)



BAŞÖĞRETMENİM ÖĞRETMENLER GÜNÜN KUTLU OLSUN!

9 Kasım 2011 Çarşamba

Hayatımızdaki Renkler "Mim"

Küçükken gökkuşağı ile ilgili olan hikayeleri çok severdim.Gökkuşağının nasıl oluştuğunu da bilmediğim için bir gökkuşağının üzerinde yaşamayı düşlerdim.Çünkü rengarenk şeyleri hep sevmişimdir.Tabi bu gökkuşağının diğer ucunda da altın dolu bir kazan olmalıydı.Çünkü masallarda hep bize böyle öğretmişlerdi.Nihayetinde büyüyünce asla olmayacak şeyleri hayal ettiğimi anladım :D Allahtan böyle şeyleri yavaş yavaş anlıyoruz.Herhalde bir anda şıp diye anlasaydık hayal etmeyi de öğrenemeyecektik.Gelelim sadede neden bunlardan bahsediyorum,çünkü yine mimlendim.Bu sefer ki konumuz ruhumuzun renkleri.Beni de bir çok arkadaşım mavi ağırlıklı sarı olarak nitelendirmiş.Sevindim bu duruma çünkü oldukça isabetli kararlar vermişler.Öncelikle onlara teşekkür ediyorum.Sonrasında her ne kadar mavi ve sarı baskın olsa da beni en iyi anlatan sanırım gökkuşağı.Rengim değişebiliyor arkadaşlar..yani dengesiz de diyebilirsiniz...Ama gökkuşağında 7 renk var bizim mevzu bahsi geçen renkler 12 tane dediğinizi duyar gibiyim..Son yapılan araştırmalara göre o 7 renk göz yanılgısıymış...aslında daha çok renk varmış.Kendimden bahsettiğime göre şimdi blogger arkadaşlara dönelim...Öncelikle Mia'ya teşekkürler güzel bir şekilde renkleri derlemiş...bende aldım kullandım..hakkını helal et olur mu Mia :D

Beyaz: Temizlik, saflık ve güven hissi verir. Hüzünlendirir.
Siyah: Konsantrasyonu ve özgüveni artırır. Çoğu ülkede matemi temsil eder.
Mavi: Özgürlük hissi verir ve sakinleştirir.
Yeşil: Dinlendirir ve huzur verir.
Kırmızı: Tansiyonu ve kan akışını hızlandırır. İştah açar.
Sarı: İnsana heyecan ve canlılık verir. Dikkat çekicidir.
Mor: Bilinçaltını olumsuz etkiletebilir.
Pembe: Neşe, güven ve rahatlık verir.

Turuncu: İştah açar, yorgunluğu giderir.
Lacivert: Düşünce gücünü arttır, ciddiyet verir.
Kahverengi: Toplum içinde rahatlık ve güven verir.
Gri: Alçakgönüllüğü ve dengeyi ifade eder.

Şimdi gelelim listemdeki arkadaşlara ;
Mia Wallace:Sarı , Mavi ve Pembe
Yaz Güneşi:Beyaz,Kahverengi ve Gri
Cessie:Lacivert ve Sarı
Deeptone;Mavi,Lacivert ve Sarı
Luna: Pembe ve Beyaz ayrıca Yeşil
Yasemen K:Mavi ve Lacivert
Bolat:Lacivert ve Kahverengi
Semi :Pembe ve Sarı
Adreferda:Kahverengi ve Pembe
Huyum Kurusun:Beyaz ve Lacivert
Seymsomething:Beyaz ve Kahverengi
Biraz Şöyle Biraz Böyle:Turuncu ve Kırmızı
Volante:Pembe ve Kahverengi
Mit:Sarı ve Lacivert
İçimden Geldiği Gibi:Pembe ve Sarı
Baykuş Gözüyle:Pembe ve Turuncu


Arkadaşlar yeni bir blogger olduğum için kusurum varsa affola :)
Yazmak isteyen herkes mimlidir.Tek tek yazamıyorum çünkü herkes birbiriyle arkadaş kim kimi mimlemiş takip etmek zor.

Ayrıca yazmadan geçemeyeceğim..Günlük hayatta da renklerin önemli bir yeri olduğunu biliyor muydunuz?Mesela neden bütün taksiler sarıdır?Ünlü şirketlerin neden logoları hep kırmızıdır? Neden fastfood lokantalalrının duvarlarında kahverengi ve sarı renk hakimdir?Çünkü sarı ve kahverengi renk geçiciliği ifade ediyormuş.Yemekten hemen sonra kalkma hissi uyandırıyormuş kahverengi.Takside sonuçta bizim için geçici bir mekan.Ülker,Coca cola gibi şirketlerinde logoları kırmızı çünkü iştah açıcı bir özelliğe sahip.Mavi renk genellikle insanların daha az yemesini sağlarmış bu nedenle fastfood lokantalarında mavi renge pek rastlanmaz.Ama dikkat ettiyseniz diyet ürünlerinde mavi renk hakimdir.Süt ve süt ürünlerinde de sağlıklı olduğunu belirtmek için mavi ve yeşil tercih edilir.Ayrıca kasiyerler de genelde pembe renk giyer aldığımız hizmetten mutluluk duyalım diye :D 

Rengarenk bir yaşam geçirmeniz dileği ile :)


18 Ağustos 2011 Perşembe

Güzel Kadının Tarifi



  
         Bugünlerde sınava hazırlandığım için arada beni motive etmesi için kişisel gelişim kitapları okuyorum.Dün yine böyle bir kitap okurken güzel bir yazı oldukça dikkatimi çekti.Oyunculuğunu beğendiğim Audrey Hepburn'ün söylemesi ise yazıya dikkatimi yoğunlaştırmamı sağladı.Sizlerlede bu yazıyı paylaşmak istedim...:)

"Çekici dudaklara sahip olmak istiyorsanız , dudağınıza tatlı sözlerden başkasını dokundurmayın.

          Güzel gözleriniz olsun istiyorsanız , güzel insanlarla göz göze gelin , gerçek dostlar edinip sık sık görüşün.

      İdeal beden ölçülerine sahip olmak ve hep zayıf kalmak istiyorsanız , yemeğinizi yoksullarla ve açlarla paylaşın.

      Alımlı saçlara sahip olmak istiyorsanız , çocuğunuzun günde en az bir kere onu okşamasına izin verin.



        Dikkat çekici pozlar vermek istiyorsanız yanınıza bilgelik ve tevazuyu alarak yürüyün , asla cahilce ve gururla yürümeyin.

         İnsanların da tıpkı elimizin altındaki eşyalar gibi , hatta onlardan çok daha fazla onarılmaya , yenilenmeye , bakım görmeye , gözden geçirilmeye ihtiyaçları vardır.Hiçbir insanı eskidi,bozuldu, işe yaramıyor diye elinizden çıkarma hakkınız yoktur.

         Hatırlayın , bir yardım eline ihtiyaç duyarsanız , kendi omzunuzdan kolunuza doğru göz gezdirin , dirseğinize ve bileğinize varın , işte orada bir yardım eli bulacaksınız.



         Yaşlandıkça iki elinizin olduğunu , birinin kendinize , diğerinin de başkalarına yardım etmek üzere yanınızda hazır beklediğini fark edeceksiniz.

        Bir kadının güzelliği giydiği elbisede , beden ölçülerinde ya da saçını tarayış stilinde değildir.
Bir kadının güzelliği gözlerinden okunmalı , çünkü gözler kalbe , yani aşkın yaşadığı ülkeye giden kapıdır.
        Bir kadının güzelliği yüzündeki benlerden değil , içinde sakladığı ruhundan okunur."
                                                                                                              AUDREY HEPBURN




      Audrey Hepburn , güzel kalmak adına ömrünün son yıllarını dünya çocuklarına iyilik etmeye harcadı.UNİCEF temsilcisi olarak çocukların iyiliği için dünyayı dolaştı.





Başka bir yazıda görüşmek dileği ile.... :)

12 Ağustos 2011 Cuma

Yağmurun Sesi



Başlığa bakıp kiminizin “Hadi canım olur mu öyle şey uyurken hiçbir şey duymazsınız!” dediğini duyar gibiyim. Bence bu kişiye göre değişen göreceli bir kavram. Ben uyurken yağmurun sesini duyuyorum ve aynı zamanda beni rahatlattığına inanıyorum.


            Böyle düşünürken bir merakla internette araştırma yaptım “Yağmur Sesi” üzerine ve karşıma ilginç bir şekilde bu site çıktı.( http://www.yagmursesi.com/)


               

Site benim savunduğum tezi doğrular nitelikteydi. İşte söyledikleri

“Uykusuzluk sorununuz mu var? Uykuya dalmakta güçlük mü çekiyorsunuz?
Yagmursesi.com'a girin, odanızın ışıklarını kapatın, hoparlörünüzün sesini istediğiniz seviyeye ayarlayın ve kendinizi yatağa bırakın.

Artık yağmur sesi eşliğinde uykunun tadını çıkarabilirsiniz, emin olun farkı siz de anlayacaksınız.

Ayrıca, sevdiğiniz şarkıları yağmur sesi arkaplanda çalar iken dinlemek ise size apayrı bir tat verecektir.

Yağmur sesi, dinlediğiniz duygusal şarkıların duygusallığını inanılmaz derecede arttırır.”





Ayrıca site ;
 “Yağmur sesi, konsantrasyonunuzu arttırmada da büyük bir yardımcı olabilir.

Üstelik, zihninizi meşgul eden sorunları da ortadan kaldırır.” Diyordu.



Bu yüzden demek ki birçok kişi bilmeden yağmurun sesini seviyor diye düşündüm kendi kendime. Gece İzmit’te yağmur yağıyordu. Bende yağmur sesi ile uyumak için penceremi üstten açtım ve yatağıma uzandım. Tam uykuya dalacağım sırada yağmur dindi. Bende hemen yağmur sesinin mp3 halini açıp media player da tekrar modunda çalmaya başladım. Güzel bir uyku uyuduğumu düşünüyorum ki doğru olsa gerek çünkü sonucunda bu yazı ortaya çıktı.

          Sadece yağmur değil zaman zaman da dalga vb. sesler ile uyuduğum oluyor arkadaşlar. Bende doğa senfonileri diye bir albüm var. Kimi zaman kendimi şehirden uzak bir ormanda bulmak istiyorum. Tabi gitmemin mümkün olmadığı zamanlarda, orman senfonisi açıp gözlerimi kapayıp hayal ediyorum. Okyanus sahilinde kitap okumak istiyorsam imdadıma bu albüm yetişiyor.Yani bana göre her eve lazım bir albüm.Yazıma son verirken sizleri “Singing In The Rain” şarkısı ile baş başa bırakıyorum.





Şarkının Türkçe Sözleri;

Singing In The Rain
Du Du Du Du Du Du Du Du Du

Yağmurun atında şarkı söylüyorum
Yağmurun altında sadece şarkı söylüyorum
Ne büyüleyici bir duygu
Ve tekrar mutluyum
Bulutlara gülüyorum
Öyle karanlık ki,yukarı daha yukarı
Güneş benim kalbimde
Ve aşk için hazırım.

Sizi takip etmesi için izin verin fırtınalı bulutlar,
Yeryüzündeki herkesin.
Yağmurla gel
Yüzümde gülümseme var
Yolun aşağısına yürüyeceğim,
Mutlu bir nakaratla..
Sadece yağmurda şarkılar söyleyerek(şarkılar söyleyerek)

Yağmurda dans ederek
Yine mutluyum
Yağmurda şarkı söylüyor ve dans ediyorum
Dans ediyor ve şarkı söylüyorum...





         Tekrar başka bir yazıda görüşmek üzere arkadaşlar…Okuduğunuz için teşekkürler….